Bu Sayfadaki Bilgiler Veteriner Hekim Vedat Akkoyun Tarafından Derlenmiştir.

 

 

ARI SOKMASI DURUMUNDA NE YAPMALI;

Özellikle yaz aylarında meraklı dostlarımızın başına gelebilecek sorunlardan biri arı sokmasıdır. . Görebileceğiniz en önemli belirti ani bir çığlık ve sağa sola çılgın gibi koşuşturmadır. Isırılan bölgede kısa sürede bir şişkinlik olur. Aynı zamanda kaşıntı ve kızarıklıkda gözlenebilir .Bu durumda b ir pamuğa biraz amonyak damlatarak ısırılan bölgeye uygularsanız şişkinliğin kısa sürede azalmasını sağlarsınız.

Arı sokmalarında riskin boyutu ısırılan bölgeye veya arı sayısının çokluğuna bağlı olarak değişiklik gösterir. En önemlisi boğaz ve burun bölgesindeki arı sokmalarıdır. Bu bölgelerde oluşacak şişkinlik solunuma engel olabileceğinden çok hızlı bir müdahale gerektirir. Bunun gibi daha fazla sayıda arı sokması durumunda zehirlenme riski yüksek olduğundan dolayı acilen veteriner hekiminize veya en yakındaki veteriner hekime ulaşmaya çalışmalısınız. Eğer ulaşamayacak durumdaysanız telefonla görüşerek uygun bir antihistamik ismi almalı veya acil durum çantasındaki antihistamik ilacı kullanmalısınız. Ayrıca petinizin arı sokmasına karşı genel bir alerjisi varsa bu durumda çok tehlikeli olabileceğinden hiç vakit kaybetmeden veteriner hekiminize veya en yakındaki veteriner hekime gitmelisiniz.

 

Sayfa Başı

İLK YARDIM

Sizler hayvanlarınıza ne kadar dikkat edersenizde bazı gerek sağlık sorunları gerekse kazalarla karşılaşabilirsiniz.Bu durumlarla karşılaştığınızda s oğuk kanlı olmaya hızlı davranmaya ve mantıklı olmaya özen gösteriniz. O nu mümkün olduğu kadar çabuk bir Veteriner Hekime ulaştırmaya çalışınız. Veteriner hekiminizin klinikte olduğundan emin olmak ve acil bir vakanın yolda olduğunu ona bildirmek için önceden telefonla arayınız.İlk anda ne yapılması gerektiği hakkında bilginiz yoksa o size gerekli önerilerde buluna caktır .

Yaralı hayvanlar korkmuş kafaları karışmıştır, normalde iyi huylu olanların bile, kendilerine yar d ım eden insanı ısırıp tırmal a yabileceklerinden , her şeyden önce kendi emniyetinizi göz önünde bulundurarak unutmayınız . Ona yaklaşırken y avaş hareket edin, alçak ve sakin bir sesle konuşun, asla panik olmayın .Hayvanı kontrol altına alın.Isırmasını yada size zarar vermesini önlemek için ağızlık takın. Eğer c iddi bir kesik veya ısırma yarası varsa kanamayı durdurmak için tampon uygulayınız.Hayvanın üstün ü örterek onu sıcak tutmaya çalışın. Eğer bir kırık olmasından şüpheleniyorsanız kendiniz düzeltmeye çalışmayınız ve kırık bölgenin hareketsizliğini sağlayınız.Zehirlenmiş olduğundan şüpheleniyorsanız Veteriner Hekime biliyorsanız hayvanın neyi yuttuğunu söyleyerek semptomları tarif ediniz. Ondan sonra dostunuzu mümkün olan en kısa zamanda veteriner hekiminize ulaştırın.Veteriner hekiminize giderken mümkünse aracınızı siz değil bir arkadaşınız veya komşunuz kullansın.O panikle istenmeyen bir kaza yapmamanız için bu önemli bir noktadır. Ayrıca petinizin ilaç dolabında daima bazı ilk yardım malzemelerini bulundurunuz. Bunlar Veteriner Hekiminiz tarafından verilmiş ilaçlar, steril gazlı bez, sargı bezi, yara bandı,pamuk,küçük yara ve sıyrıkları temizlemek için solüsyonlar,Veteriner hekiminiz tarafından kullanılışı gösterilmiş ise ve siz de petinize zarar vermeden kullan a bilecekseniz derece ve petinizin derisinden kırık cam parçalarını, kıymıkları, dikenleri temizlemek için cımbızlar olmalıdır.

Acil müdahaleler ile ilgili daha ayrıntılı bilgileri lütfen hekiminize danışınız.Unutmayın ki bu bilgiler belki birgün sevimli dostunuzun hayatını kurtarabilir.

 

Sayfa Başı , Önceki Konu

ISI VEYA GÜNEŞ ÇARMASI


Petlerin direk güneşin etkilerine bağlı olarak veya çok sıcak havalarda hava sirkülasyonunun yetersiz olduğu kapalı ortamlarda bırakılmaları sonucu görül ebilir. Özellikle aşırı sıcak havalarda kapalı bir araç içinde bırakılmaları çok kısa sürede ölümle sonuçlanabilir. Bu tür hastalarda şekillenen solunum yetmezliği ve artan vücut ısısı nedeniyle genel durum bir kaç dakikada bozulur ve ani ölümler şekillenebilir.Eğer böyle bir durum söz konusu ise petinizi hemen arabadan çıkarın, gölge bir yere taşıyarak solunumun rahatlamasını sağlayın ve imkan varsa hemen soğuk su ile duş aldırın. Direk güneş ve artan ısının etkisi ile ağızda aşırı salya veya köpük birikimi olacağından bunların temizlenmesi ve solunumun rahatlatılması gerekir. Eğer içebilecekse bir miktar su vermek yerinde olacaktır.Bu önlemlere rağmen hastanızın genel durumu iyi görünmüyorsa ve solunumdaki bozukluk devam ediyorsa daha etkin bir tedavi için veteriner hekiminize başvurmalısınız.Tekrar araca binmek zorunluluğu varsa araçtaki hava sirkülasyonunun yeterli olmasını sağlayın.

 

Sayfa Başı , Önceki Konu

KAPROFAJİ

Kaprofaji, veya dışkı yeme köpeklerde sık rastlanılan bir sorundur. Birçok köpek sadece kendi dışkılarını değil, kedi, at gibi diğer hayvanların dışkılarını da yemektedir. Yavrularını besleyen köpeklerde bu davranış normal sayılmaktadır. Anne köpek yavrularının dışkılarını barınağını temiz tutmak için yiyebilir. Ayrıca vahşi yaşamda da sınırlı besin kaynağı olduğundan köpekler bu ortamda diğer hayvanların dışkılarını yemeyi de öğrenmişlerdir. Bu dışkılar çoğu zaman onlar için besin kaynağı olmuş ve köpeklerin hayatta kalmalarını sağlamıştır. Kaprofajinin tıbbi nedenleri ise ekzokrin pankreas yetmezliği, cushing sendromu (hyperadrenucortisizm), steroid uygulamaları, intestinal parazitler, hypertiroidizm (kedilerde), diabetes mellitus (şeker hastalığı), beslenme noksanlıklarıdır(nadiren). Köpeklerdeki bu davranışın nedenleri üzerine birkaç teori vardır. Bunlardan bazıları, annenin barınağını temizlemek için yavrularının dışkılarını yemesi alışkanlığının devamı olduğu, uygun olmayan dışkılamalar için geçmişte verilmiş cezalara tepki olduğu, çevresel faktörlerdeki değişikliğin yarattığı stres durumu gibi sıralanabilir. Bazı veterinerler ise köpeklerin bu tadı sevdiklerini savunmaktadırlar. Dışkı yiyen köpeklerde sürekli veya tekrarlayan parazit enfeksiyonları, gastroenterit (kusma, diare) görülebilmektedir.

Petiniz kaprofajik ise veterinerinize başvurmalısınız. Veterineriniz kaprofajinin altında yatan nedeni teşhis etmek için birtakım testler yapabilir. Köpeğinizin mamasının besin değerini ölçebilir ve tıbbi bir nedeni olup olmadığını araştırır, gerekli tedavi yöntemlerini size açıklar.

Tedavi sorunun tıbbi veya davranış bozukluğu kaynaklı oluşuna göre değişir. Gıdasal eksikliklerden kaynaklı durumlarda dengeli bir diyet ile sorun giderilebilir. Problem davranış kaynaklı ise çeşitli yollardan bu durumun önüne geçilebilir. Bunlar şu şekilde sıralanabilir.

Köpeğinizi sürekli tasma ile dolaştırın. Böylece dışkı yemesini engelleyebilirsiniz. En geçerli yöntemlerden biridir. Köpeğinizi dışkı yaptığında mükafatlandırabilirsiniz. Böylece dışkıladıktan sonra, dışkısı yerine sizin vereceğiniz ödülü yemeyi tercih edecektir. Diyetinin değiştirilmesi de bir çözüm olabilir. Böylece dışkısının tadı da değişeceğinden kendi dışkısını yemekten vazgeçebilir. Köpeğiniz dışkıya yöneldiğinde onu cezalandırabilirsiniz.

Köpeğin dışkısını yemesini önlemek için dışkının tadını değiştirme yoluna da başvurabilirsiniz. Bunu kötü, acı tadı olan maddeleri dışkıya karıştırarak yapabilirsiniz. Acı biber sosu enjekte ederek az da olsa başarı sağlanabilmektedir. Dışkının tadını değiştiren, daha az çekici kılan başka ürünler de bulunmaktadır. Ancak bu, köpeğinizin başka hayvanların dışkısını yemesini engelleyemez. Bir başka çözüm de dışkıya kusturucu ilaç uygulamaktır. Böylece dışkı yedikten sonra hayvanınız kusacaktır. Bir zaman sonra dışkı yememeyi kendisi öğrenecektir. Veterinerinizin tavsiyelerini uygulayın. Köpeğinizin olumlu davranışlarını ödüllendirin. Uygun egzersizler yaptırın. Dışkıları günlük olarak uzaklaştırın. Paraziter veya diğer hastalıkları tedavi ettirin. Petinizin dışkısını rutin olarak parazit açısından kontrol ettirin.Koruyucu bakım Köpeğinizi gezdirirken tasma kullanın ve onu serbest bırakmayın. En etkili koruma yöntemi budur. Yüksek kaliteli bir diyet kullanın.

 

Sayfa Başı , Önceki Konu

 

KEDİLERDE MANTAR HASTALIĞI

 

Hastalığın nedeni Kedilerde tricophytosis'e neden olabilen bir çok mantar türü vardır.

Hastalığın gelişimi Etkenin kıl folliküllerin de yerleşmesi ve ikincil bakteriyel enfeksiyonların devreye girmesi sonucu hastalık ortaya çıkar ve follikulitis oluşur. Özellikle canlı tüylerde yaşayan etken, uzun tüylü kedilerde bulaşmanın kolay olması nedeniyle hızlı bir gelişim gösterir.Hastalık daha çok genç kedilerde görülür. Bulaşma direk temas yolu ile veya mantar etkenleri ile enfekte olan fırça, kafes gibi malzemelerle bulaşır. Hastalığın belirtileri Çoğunlukla baş, kulak, kuyruk ve bacaklarda yerleşen trichophytosis de görülen ilk bulgu kılların kırılmasına bağlı olarak şekillenen bir tüy dökülmesidir. Dökülme sınırları belirgin lokal odaklar şeklindedir. Kaşıntı ve kızarıklıkta görülebilecek ilk bulgulardandır. Zamanla tüysüz alanların genişlemesi ve birleşmesi söz konusudur.Ölü tüylerde yaşayamadığından sağlıklı tüylere geçiş ve hızlı bir yayılma söz konusudur.

Hastalıkdan nasıl korunulur?

Hastalık daha çok, bazı hastalıklarla bünyenin zayıfladığı zamanlarda veya beslenme düzeninin kötü olduğu durumlarda ortaya çıkar. Bu nedenle beslenmeye her zaman olduğu gibi özel bir dikkat gösterilmelidir. İnsanlara da bulaşabilen zoonoz karekterli bu hastalığın tedavisinde dikkat edilmesi gereken konu, barınak ve kullanılan malzemelerin temizliği dışında diğer kediler ve insanlarla temasının kesilerek yayılmasının engellenmesidir. Hastalık kronik bir hale geldiğinde yıllarca sürebilir. Bu nedenle bu tür vakalarda erken müdahale önemlidir.Tüylerin kesilmesi de hastalığın yayılmasının engellenmesi açısından faydalıdır.

 

Sayfa Başı , Önceki Konu

 

KISIRLAŞTIRMA

Kısırlaştırma Dişilerde yumurtalık ve uterusun (Ovariyohysterectomi) erkeklerde testislerin (orsidektomi) cerrahi müdahale ile alınması işlemidir.
B ir hayvan s ahibi olarak hayvanınızı çiftleştir mek,çiftleştirmemek yada kısırlaştırmak için vereceğiniz karar oldukça önemlidir . Halk arasında dişi hayvanların kısırlaştırılmadan önce birkez yavrulaması fikri oldukça yanlış bir yaklaşımdır.Yavrulatmanın ona belirgin bir faydası olmamakla beraber kısırlaştırmanın sağlık açısından oldukça önemli faydaları vardır.Hayvanlarda meme tümörü riski oldukça yüksektir ve dişiyi ilk kızgınlık görülmeden kısırlaştırmak bu hastalığa yakalanma riskini oldukça düşürür.Yine ilk kızgınlıklardan sonra yapılacak kısırlaştırmada bu riski azaltır.Bir başka fayda da pyometra gibi ölümcül hastalıkları engeller.Uterus ve yumurtalık kanseri gibi sık görülen kanser türlerinide bu organların alınmasından dolayı tamamen ortadan kaldırmış olur.Erkek hayvanı kısırlaştırmak testis kanserini ortadan kaldırmakla beraber,perineal tümör riskini azaltır.Köpeklerde prostat hastalıklarınıda azaltır.Özellikle erkek kedilerin bulaşıcı hastalıklara yakalanma riskleri ciddi anlamda azalacaktır çünkü dışarıda kız peşinde koşmayacaklar buda trafik kazaları gibi istenmeyen durumları azaltacaktır.Kısırlaştırılan hayvanlar eskisine nazaran daha iyi ev peti olurlar.Agrasiflikleri düşer,evden uzaklaşma eğilimleri azalır.Erkek kedilerin eve işemeleri bitmekle beraber dişilerin regl dönemlerinde yaşanan problemlerde ortadan kalkar.Son olarak doğacak yavruların aile bulunma problemleride ortadan kaldırmış olursunuz.

Dişi hayvanlar ilk regl dönemlerini göstermeden,erkek hayvanlarda ise büyümenin tamamlanması ve idrar yolu problemlerinin olasılığının azalması için 1 yaşından sonra kısırlaştırılması uygundur.Operasyon genel anestezi altında gerçekleştirilir ve hayvanın durumuna göre aynı gün taburcu edilebilir.Kısırlaştırılmadan 10 gün sonra da dikişler alınabilir.Operasyon sonrası özellikle bir kilo alımına meyil oluşabilir.Buda veteriner hekiminizin önerileceği bir diyet ile kontrol altına alınır.Daha ayrıntılı bilgi almak için hekiminizi arayabilirsiniz.

 

Sayfa Başı , Önceki Konu


PETLERİMİZİ SOĞUK HAVALARDA BEKLEYEN TEHLİKELER


Kar yağışının ve don olaylarının bol olduğu soğuk kış günleri köpeğiniz için bazı tehlikeleri de beraberinde getirebilir. Özellikle bahçede bağlı olarak kalan köpekler imiz gece çok düşen hava sıcaklığı karşısında ciddi risk altındadırlar. Normalde serbest olan köpeklerde haraketlilikten dolayı vücut ısısı korunabildiğinden böyle bir durumun oluşması güçtür. Ancak bağlı ise veya dar ve korunmasız bir kulübe yada barınaktaysa dikkatli olunmalıdır.
Donma durumunda, vücut ısısı aşırı düşer, çevreye karşı ilgi ortadan kalkar, dil ve diş etlerinde morarmalar yanında haraketsiz ve uyuklar haldedir. Özellikle kulak uçları, kuyruk ucu, burun ve ayaklar gibi organlar ilk donan yerlerdir. Bu nedenle öncelikle bu organları kontrol ederek daha kolay karar verebilirsiniz.Böyle bir durumla karşılaştığınızda köpeğinizi ılık bir ortama alarak vücut ısının yavaş yavaş artmasını sağlamalısınız. Eğer hemen yüksek ısı kaynaklarının yanına alacak olursanız dolaşım bozukluğuna ve şoklara neden olabileceğinden tehlikeli olabilir. Vücut ısısını artırmak amacıyla masaj uygulamaları yapmak ta dolaşımı hızlandıracağından faydalıdır.
Soğuk kış günlerinde köpeğinizin yaşayabileceği önemli sorunlardan biride üşütmelerdir. İhtiyaçlarını gidermek için dışarıya çıktığınızda uzun yürüyüşlerden kaçınmalı ve süreyi biraz kısaltmalısınız. Eğer kısa tüylü bir ırk ise yünlü veya benzeri hava geçirmeyen elbise ler giydirmeniz de büyük fayda vardır. Tüyleri fazla ıslandıysa mutlaka havlu veya fön makinasıyla kurutmalısınız. Halsizlik, iştahsızlık ve ateşle kendini belli eden üşütme durumlarında vakit kaybetmeden veteriner hekiminize danışmanız ve gerekli önlemleri almanız faydalı olacaktır.
Karşılaşabileceğiniz bir diğer sorunda ishal ve kusma gibi gastrointestinal sistem bozukluklarıdır. Çoğunlukla üşütmelerle ilgili yaşanan b ir durum olarak karşımıza çıkmaktadır.

 

Sayfa Başı , Önceki Konu

 

UYUZ

Uyuz bir deri hastalığıdır ve ülkemizde de çok yaygın olarak görülmektedir. Yaygın görülmesinin en büyük sebebi sokak köpekleri diye adlandırılan sahipsiz hayvanların ve pire-kene gibi dış parazitlerin sayısının oldukça fazla olmasıdır. Uyuz hastalığının birçok formu vardır ve oldukça inatçı bir hastalıktır. En yaygın bulaşma şekli pire ve keneler, direk temas ve dokunma, ortak kullanılan tasma, mama kabı, yatak vb. eşyalar, ortak kullanılan alanlardır. Doğada oldukça yaygın ve kolay bulaşan bir hastalıktır.

Bazı türler sadece kulak kepçesi ve çevresinde, bazıları ise göz ve çevresinde lokal lezyonlar oluşturabilirler. Genelde derinin tüysüz bölgelerinde ve dirseklerden başlayan lezyonlar tedavisi yapılmazsa vücuda yayılırlar ve generalize olurlar. Uyuz hastalığını yaratan etken derinin epidermis katında veya kıl foliküllerinde yerleşen ve tünel kazarak hareket eden mikroskobik boyuttaki uyuz böcekleridir. Lezyonlu deriden kazıntı yapılarak alınan materyalle hazırlanan preparatlar, mikroskop altında incelendiğinde uyuz etkenleri rahatlıkla görülebilmektedir.

Ülkemizde yaygın bulunan türleri:

- Demodex - Sarcoptes - Otodectes - Notoedrestir.

Uyuz böcekleri; deri döküntüleri, doku artıkları, kan ve doku sıvısı ile beslenirler. Deride derin ve genelde kaşıntılı lezyonlara sebebiyet verirler.

Belirtiler

Oldukça şiddetli kaşıntı(bazı türler hariç) - Kızarıklık - Deride veziküller - Vücutta yaygın yaralar - Tüy dökülmesi - Deride kalınlaşma - Tüylerin dökülmesi(lokal veya genel) - Deride ağır bir koku - Deride kepeklenme ve kabuklanma - Derinin renginde koyulaşma ve pigmentasyon artışı görülebilmektedir..

Korunma

Köpeklerin hijyenik ortamlarda bakımı- Pire ve kenelere karşı önlemleri almak- Tüy ve deri sağlığının düzenli kontrolü - Düzenli fırçalamak- Sık yıkamamak - Başka köpeğe ait malzemelerin dezenfekte etmeden kullanmamak - Beslenmesine dikkat etmek- Yürüyüş ve gezinti alanlarına dikkat etmek- Oyun arkadaşlarına dikkat etmek- Hekiminizin önereceği aralıklarla dış parazitlere etkili banyo solusyonları ile yıkamak- Düzenli Veteriner Hekim kontrolü En önemlisi; Vücutta oluşacak bir deri lezyonunda vakit geçirmeden veteriner hekiminize danışmak ve ihmal etmemek gerekir. Çünkü tüm hastalıklar erken teşhisle çok daha kolay ve çabuk tedavi edilebilmektedir.

Tedavi

Tedavisi mümkün olan bir hastalıktır. Tedavide yıkama solusyonları, uyuza etkili enjeksiyonlar, spot on uygulamalar ve oral tedavi yapılabilmektedir. Hekiminiz uyuzun formuna göre tedaviyi seçecek ve uygulamaya başlayacaktır. Genelde iyileşme süreci 4 hafta ile 6 hafta arasıdır. Demodex türü uyuz etkeni foliküllere yerleştiği için tedavisi daha uzun ve zordur. Bu da tedavi sürecinin daha uzun olmasını sağlar. Bazen de uyuz hastalığı; diğer deri hastalıkları ile beraber seyredebilir. Bu durum daha komplike ve daha uzun süreli bir tedaviyi gerektirecektir. UNUTMAYIN... Uyuz asla öldürücü bir hastalık değildir ve tedavisi mümkündür.Fakat konunun üzerine eğilmezseniz ve tedavisi yapılmazsa bu hastalıkta bile ölümler olabilmekte ve üzücü durumlarla karşılaşılabilmektedir.

 

Sayfa Başı , Önceki Konu

AKVARYUMLARDA SUYUN ISISI VE BUNUN ETKİSİ

Akvaryumumuzdaki su yun sıcaklığı bir çok insanın bildiğinden daha önemlidir . Akvaryum s u yunun sıcaklığı akvaryumda ki c anlıların metabolizma sını , s u y un oksijen tutma kapasitesi ni ve ph'ını,s uda çözülmüş zehirli maddelerin etkileşimi ni yakından etkilemektedir.

Akvaryum canlıları soğuk kanlı hayvanlardır, yani v ü cut ısıları suyun sıcaklığına göre değişmekte dir.B ir yemi, metebolizmalarında sindirebilmek için su ısısından elde ettikleri enerjiden faydalanırlar.Bunu düşünerek bir balığin besinlerden düzgün bir şekilde faydalanabilmesi için , su ısısının balığın yem i v ü cudunun metabolize ede bileceği değerde tutulması gerekir. Aksi taktirde alınan besinlerden yeterince faydalanamayan balıkların ömürleri çok kısa olur.Yine s u, yapısı ve doğası gereği oksijen içermektedir ancak sudaki çözülmüş oksijen miktarı akvaryumumuzdaki canlı yüküne, akvaryum suyunun hareketli olmasına, havalandırılmasına ve de suyun ısısına bağlı olarak değişkenlik göstermektedir. Sudaki oksijen miktarının azlığı veya çokluğu da akvaryumumuzun PH değeri'nin azalmasına veya çoğalmasına sebebiyet vermektedir. Bol oksijenli bir akvaryumun Ph değeri yüksek az oksijenli bir suyun ph değeri ise daha düşüktür.Su, ısısına göre oksijeni daha az veya daha çok barındırabilir. Soğuk bir suda oksijen tanecikleri daha az hacme sahip olduklarından soğuk suyun oksijen oranı nispeten daha çok olur.Bu bilgilerden yola çıkarak sabit su ısısı , sabit Ph değerini de sağlamaktadır. Isınan suda düşük oksijen ve ph , Soğuyan suda ise çok fazla oksijen ve yüksek Ph değeri gözlemlenir. Isının değişkenliği diğer etkileri yanında Ph değerini de değişken kılacağından balıklarımızın sağlıkları açısından kaçınılması gerekli bir durum oluşturur . Zaten balıklarımızın çeşitli ısılardaki tepkileri de bu etkenler sonucunda ortaya çıkmaktadır. Isısı yüksek ve oksijen bakımından zayıf sularda Ph değerimizin düşük olması yanında tam tersi bir durumda ise Ph değerimiz nispeten yüksek olabilmektedir. Yüksek Ph ve Oksijenin bol olduğu sularda Amonyak gibi zehirli maddeler daha kolay okside olduklarından zehir etkileri , düşük Ph değerlerine nazaran daha yüksektir. Sonuç olarak Amonyak Yüksek Ph değerlerinde daha zehirli ve toksi k , düşük Ph değerlerinde ise daha az toksittir. Bu yüzdendir ki yüksek Ph derecesine sahip tuzlusu akvaryumlarında Amonyak vb gibi toksi k maddeler balıklara daha çok etki ederek zarar verebilmektedir. Tatlı su gibi düşük Ph değerlerinin bulunabileceği akvaryumlarda ise Amonyak daha az toksit ve zehirlidir.

 

 

Sayfa Başı , Önceki Konu

 

CYSTİTİS (İdrar Kesesi yangısı)

Sistit idrar kesesinin yangılanması durumuna verilen addır .

Hastalığın sebebi;
Sistitislerin başlıca sebebi alt veya üst üriner sistem enfeksiyonlarının yada vücuttaki başka enfeksiyonların kan yolu ile idrar kesesini etkilemesi ve travmalardır.Glikozüri,idrarın kesede kalmasına sebep olan durunlar,üriner sistemde şekillenen kristaller veya taşlar enfeksiyonun oluşumuna zemin hazırlar.

Hastalığın Gelişimi;


Hastalık akut veya kronik formda görülebilir. Genellikle çevre organ enfeksiyonları ile komplike olmayan ve sadece idrar kesesi ile ilgili olarak şekillenen akut vakalarda uygun bir tedavi ile iyileşme süreci oldukça çabuk olabilir. Ancak hastalığın oluşumuna neden olan hazırlayıcı faktörler varsa ve üriner sisteme ait enfeksiyonlarda işin içine girmişse kolayca kronik bir form görülebilir.

Klinik Belirtiler;

Klinik olarak en belirgin bulgu sık sık idrar yapma isteğidir. Ancak hayvanlar ağrı nedeniyle kesik kesik ve az miktarlarda idrar yapmayı tercih ederler. Çoğ unlukla eylemin sonunda idrarın son damlalarının kanlı olduğu görülebilir. Genel durum akut sistitislerde iyidir ve iştahında herhangi bir bozulma yoktur. Ö zellikle akut olaylarda sadece idrar yaparken görülen problem dışında hiç bir belirti görülmeyebilir.
Ancak başka bir enfeksiyon ile komplike olduğunda genel durumda bozulmalar, iştahsızlık, ateş, kusma üriner sisteme ait belirtiler ve bu enfeksiyona ait bulgularda görülebilir.
Kronikleşen sistitislerde idrar yapma sırasında görülen klinik bulgular yanında kese duvarında kalınlaşma şekillenebilir ve ileri dönemlerde bu kalınlaşma elle yapılan muayene sırasında dıştan tespit edilebilir.

Teşhis;
Ü riner sisteme ait hastalıklarla kolayca karışabilen sistitislerin tanısında klinik muayene ve laboratuvar bulgularına ihtiyaç duyulur. İdrarın kimyasal analizinin yapılması, ultrason bulguları ve radyopak madde kullanılarak yapılan radyografi ile tanısı yapılabilir.

Tedavi;

Akut sistit durumlarında veteriner hekimler tarafından yapılacak tedaviler ile kısa zamanda sonuç alınabilir. Kolayca nüksedebilen bir hastalık olduğundan, oluşumuna neden olan hazırlayıcı faktörlerin elimine edilmesi tedavide büyük önem taşımaktadır. Kronikleşecek olguların tedavi edilmediğinde özellikle böbreklerde ciddi hasara yol açabileceği unutulmamalı ve tedavi için gecikilmemelidir.

 

 

Sayfa Başı , Önceki Konu

Tüy Dökülmeleri

Petlerimizde en fazla karşılaşılan sorunlardan biridir tüy dökülmesi.Burda bahsedilen vücudun fizyolojisi gereği dökülen tüyler değilde bunların dışında aşırı dökülmeler önemlidir.Bunun içinde birçok sebepten bahsetmek mümkündür.Öncelikle bu tüy dökülmelerinin sebeplerini belirlemek ve bunları egale etmek gerekir.

Fizyolojik olarak dökülen tüy dökülmelerinin azaltılması için petlerimizin günlük bakımlarının düzenli yapılması gerekir. Böylece ölü tüyleri uzaklaştırmış ve aynı zamanda cilde masaj yapmış oluruz. .Bu işi yaparken de pedimizin tüy yapısına uygun fırça ve tarak kullanmalı yız .Buna muhakkak zaman a ayırmalıyı z. Aksi halde tüy bakımının en önemli kısmı eksik kalmış olur. Tarama ve fırçalama işlemi, petimizle ara m ızdaki iletişimi daha da güçlendirir. Tüylerin düzenli taranması ölü tüyleri vücuttan uzaklaştırmakla kalmaz aynı zamanda tüylerin aralanmasına,derinin havalanmasına ve kötü kokularında engellenmesini sağlar.
Şüphesiz ki petimizin doğru ve dengeli beslenmesi, tüy bakımının ikinci önemli bileşenidir. Tek yönlü,dengesiz veya yetersiz beslenen bir petin ,dengeli beslenen bir pete göre daha fazla miktar ve sıklıkta tüy dökeceği açıktır. Piyasada bulabileceğiniz profesyonel hazır kuru mamalardan petimizin yaşı ve kondüsyonuna uygun olan herhangi biri, petinizin doğru ve sağlıklı beslenmesini sağlayacaktır.Çoğu pet sahibi, tüy dökümünün vitamin eksikliğinden kaynaklandığını düşü nsede, b u düşünce kısmi doğrular içer ir ve tamamen doğru değildir. Sağlıklı bir deri ve tüy yapısı için bazı vitamin ve mineraller (biotin, çinko, E vitamini vs.) gerekli olsa da, bunlar zaten gıdalarda mevcuttur veya petin organizmasında doğal olarak sentezlenir. Dolayısıyla, sağlıksız beslenen bir pete ne kadar vitamin verirsek verelim, onun tüy ve deri yapısını sağlıklı kılamayız.
Stres yine aşırı tüy dökülmelerin önemli sebeplerinden biridir.Mümkün olduğunca petimiz için stres yarattığını düşündüğümüz nedenleri tespit edip bunlarıda elemek gerekir.

Eğer ki petimizin günlük bakımlarını yeterince yerine getirebiliyorsak,dengeli ve yeterli beslediğimize,stresten uzak tuttuğumuza inanıyorsak ancak yinede aşırı bir tüy dökülmesinden şikayetçiysek veteriner hekimimize başvurarak sağlık problemlerinin araştırılmasını sağlamalıyız..

 

Sayfa Başı , Önceki Konu

 

COCCİDİOSİS

Kedilerde daha az köpeklerde ise daha sık görülen bir hastalıktır. Özellikle 3 ile 6 aylık yavru köpeklerde problem oluşturur. Köpek çiftliklerinde, köpek bakım evlerinde ve fazla sayıda yavru köpek bulunduran yerlerde risk daha yüksektir. Su, yem ve barınak hijyeninin zayıf, dışkı kontaminasyonunun sürekli olduğu yerlerde sıkça görülür ve enfeksiyon sporlanmış yumurtaların ağız yoluyla alınmasıyla oluşur.Hastalığı meydana getiren bazı tür parazit yumurtalarının çiğ et ve sakatatta bulunmasından dolayı bunların yenmesiyle de hastalığa maruz kalındığı bilinmektedir.
Hastalık kanlı ishal,zayıflama, anemi ve dehidrasyon ile seyreder.
Hastalık kliniklerde laboratuar koşullarında yapılacak dışkı muayenesiyle teşhis edilebilir. Tedavisi veteriner hekimin belirleyeceği prosedür ile yapılabilir.
Hastalıktan korunmak için;
Dışkının etrafa saçılması önlenmeli, günlük olarak uzaklaştırılmalı . Yem, su ve barınak hijyenine dikkat edilmeli . Hayvanların çiğ et ve sakatat yemesi engellenmeliÇok sayıda hayvanın aynı ortamda bulundurulmasından kaçınılmalıdır.

Sayfa Başı , Önceki Konu

Distemper (Köpek Gençlik Hastalığı )

 

Her yaştaki köpekte görülebilmesine rağmen özellikle yavru köpeklerde daha sık rastlanılan, solunum, sindirim, deri, göz ve sinir sistemin i etkileyen son derece bulaşıcı ve ölümcül bir viral enfeksiyondur.Distemper yavru köpekler arasında özellikle solunum yoluyla çok hızla bulaşır. Genellikle klinik bulgular başlamadan önce köpekte genel bir durgunluk, iştahsızlık ve ateş vardır. Köpeğin, hastalık etkeni virüsü aldıktan sonra 1 hafta 10 gün içinde klinik bulgular başlar. Hastalık 5 ayrı klinik formda seyreder ve her form arasında 1 hafta kadar sürebilen iyileşme periyodu görülebilir.

Klinik formları:

1- Mide-barsak formu: Şiddetli kusma, ishal ve iştahsızlıkla seyreder.

2- Göz formu: Gözde sarı-yeşil bir akıntı vardır ve göz kapaklarını kısarak bakmaya çalışır.

3- Akciğer formu: Kuru bir öksürük ile başlar, artarak yaş forma döner, burun kurumuştur, sarı yeşil akıntı gelir.

4- Deri formu: Patilerin pulvinuslarındaki erozyonlar ve kalınlaşma dikkati çeker ,vücüdün değişik yerlerinde de sivilce benzeri görüntüler olabilir.

5- Sinirsel form: Bu form genellikle klinik seyrin en sonunda yaşanır. Vücudun değişik kaslarında seyirmeler (artarak devam edip bütün bedeni etkileyebilir), kısmi veya genel felç, dönme hareketi veya epilepsi (sara) krizi nöbeteleri ile karakterizedir. Sinirsel formun ilerlemiş aşamasında bazı köpeklerde kontrolsüz şekilde havlama veya bağırma belirtileri görülebilir.


Hastalıkta ölüm oranı oldukça yüksektir ve atlatabilen köpeklerde seyirmeler (gözde veya ayaklarda), yürüyüşte zorlanma gibi arazlar bırakabilir. Hastalık genellikle aynı anda birkaç formu beraber göstererek seyreder.Hastalığın teşhisinde klinik bulgular ve bu bulguları meydana getirebilecek diğer hastalık ihtimallerinin ekarte edilmesi belirleyici olur. Gençlik hastalığının tedavisinde veteriner hekim klinik bulgulara göre tedavisini yapar ve hastalığa özgü serumu uygular. Hasta köpeğin vücut direnci bu hastalığın tedaviye cevap verip vermeyeceğini belirleyen faktörlerden belki de en önemlisidir. Yani köpekte herhangi bir parazit olup olmadığı, annesini ne süreyle emdiği, gelişme hızı gibi faktörler özellikle yavru köpekler için son derece önemlidir.

Distemperdan korunmanın en iyi yolu köpeğimizin 1.5 aylık olduktan sonra 3 hafta arayla 3 defa yavru köpeklere ve ergin olanlara da yılda 1 kez uygulanarak bağışıklık sağlan masıdır .

Sayfa Başı , Önceki Konu

 

 

Parvoviral (Kanlı İshal)

Özellikle yavru köpeklerde görülen (erişkinlerde nadirdir) bulaşıcı, hızlı seyreden bir hastalıktır.Özellikle Rotweiler, Doberman ve ka n gal yavruları bu hastalığa karşı çok daha duyarlıdır. Hastalığın bulaşması solunum ve dışkı yoluyla olur .

Belirtileri arasında ishal (ileri dönemlerde kanlı ishal ) yüksek ateş ve kusma olan ölümcül bir viral hastalıktır. Hastada şiddetli halsizlik, su kaybı ve kan kaybı vardır. İki aydan küçük köpeklerde virüs, kalbi etkileyerek kalp krizinden dolayı ani ölümlere yol açabilir.

Hastalığın teşhisinde klinik bulgular ve laboratuvar testleri nden (kan parametreleri ve serolojik test) yararlanılır.

Tedavisinde veteriner hekiminizin uygun göreceği bir prosedür takip edilecektir. Geç kalınmış, klinik bulgular ilerlemiş ve vücut direnci çok düşük yavru köpeklerde tedavinin başarı şansı azalır. Erişkin köpekler bu hastalığı çok daha hafif (örneğin sadece ishal ile) atlatabilirler.
Korunmanın en iyi yolu aşılamadır.Özellikle genç hayvanların vakit geçirilmeden 2 doz aşı yapılarak koruma altına alınması gereklidir.Hasta hayvanların diğer hayvanlarla temasındanda kaçınılmalıdır.

 

Sayfa Başı , Önceki Konu

 

PSITTACOSIS

Psittacosis, parrot familyasına ait kuşlarda (papağan, muhabbet kuşları, vs.) görülen, insanlara da bulaşan enfeksiyöz bir hastalıkdır.

Bulaşma sı direkt temas ve solunumla olur.

Hasta hayvanlarda; iştahsızlık, titreme, kafese yaslanma, tüylerin kabarması, yeşilimsi sarı ishal, burundan ve gözden akıntı gelmesi, zayıflama ve en önemlisi tıksırık veya hapşırma görülür.Genç hayvanlarda ölüm oranı oldukça yüksektir. Yetişkinler hafif belirtilerle hastalığı atlatırlar. İnsanlara solunum yolu ile bulaşabilen bu hastalık halsizlik,yüksek ateş gibi genel belirtilerle uzun süren bir solunum yolu enfeksiyonuna neden olmaktadır.

Hastalığın kesin teşhisi için klinil bulguların yanında laboratuvar muayene şarttır. Buna hasta hayvandan alınan vücut sıvıları ve eğer hayvan öldüyse otopsi de dahildir.

Tedavi için veteriner hekiminize danışınız...

 

Sayfa Başı , Önceki Konu

 

TOXOPLASMOSİS

Toxoplasmosis neredeyse kedilerle özdeşleşmiş ve hakkında çok fazla yanlış bilgi olan paraziter hastalıklardan birisidir.Bütün dünyada yaygın olan bu hastalığın etkeni Toxoplasma gondii adı verilen bir protozoondur. Etkenin Son konağı kedilerdir. Arakonakçıları ise insanlarda dahil olmak üzere bütün sıcak kanlı hayvanlar olabilir.
Toxoplasmosiste bulaşma şekilleri farklı olabilir .Dışkı ile atılan oocystlerin sindirim yolu ile alınması bütün ara konaklar ve kediler için başlıca bulaşma şeklidir. Bilinen yaygın inanışın aksine kedi tüylerinin tek başına hastalık yapma özelliği yoktur. Hastalığın oluşabilmesi için kedinin enfekte olması, parazit ookistlerini dışkıyla atması ve dışkıdaki ookistlerin tüylere, yalama yada başka şekillerde bulaşması ve insanlarında kedileriyle temasla bu ookistleri ağız yoluyla almaları sonucunda enfeksiyon şekillenebilir.İnsanlarda enfektif oocyst ile bulaşmış suların ve gıdaların tüketilmesi sonucu yada enfektif hayvanların sevilmesi sonucu ellerin iyi yıkanmaması ile bulaşma olur. . Kan transfüzyonu ve doku transplantasyonu veya çiğ süt tüketimi sonucunda da enfeksiyon şekillenebilmektedir . Parazitin başka bir gelişme formu olan taşozoitler mide asiditesine dirençsiz olduklarından, enfeksiyon ağız boşluğundaki lezyonlar aracılığı ile gerçekleşmektedir. Et ve etli yemek hazırlama esnasında ele bulaşmış olan taşozoitlerin, gözlerin ovuşturulmasına bağlı olarak konjuktivadan vücuda girebileceği de bildirilmiştir.Kediler, enfekte kedi dışkısı ile atılmış ve tabiatta sporlanmış oocystleri, bulaşık gıda ve sularla ağız yoluyla alarak ya da doku kisti içeren, ara konakların etlerini yiyerek enfekte olabilmekte, b ununla beraber Toxoplasmosis ile enfekte kediden doğan yavru kediler kongenital olarak enfeksiyonu annelerinden de alabilmektedirler.
T. gondii' nin gelişme formlarından herhangi birisini alan kediler enfeksiyon belirtilerini 3-24 gün arasında bir sürede gösterirler. İlk enfeksiyondan sonra kediler dışkıları ile oocystleri 1-14 gün boyunca atarlar. Bu ookistler daha sonra sporlanırlar.Sporlanmış oocyst çevre şartlarına karşı oldukça dayanıklıdır lar . Sporlanmış oocystleri gıda aracılığı ile alan insan ve hayvanlarda midede açılan oocystler içerisinden çıkan sporozoitler bağırsak duvarını geçerek kan ve lenf yoluna geçerler ve çeşitli organ ve dokulara yayılırlar. Bu akut dönem kısa bir süre içerisinde gelişen bağışıklıkla birlikte kronik boyuta geçer. Kronik dönemde, başta sinir sistemi olmak üzere, kas ve diğer pek çok doku hücreleri tutulur. Kistler kendilerine özgü, koruyucu bir zar ile çevrilidirler; yerleştiği dokuya da bağlı olmakla birlikte, genellikle hiçbir klinik semptom meydana getirmeden konakçının immun sistemi bozuluncaya kadar kalabilmekte ve immun yetmezlikle birlikte açılarak tekrar akut forma dönüşebilmekte, bazen de kireçleşerek kalsifiye odaklar şeklinde kalabilmektedirler.

Toxoplasmosis de hastalık belirtileri abortlar dışında çok belirgin değildir. Kedilerde hafif seyirli bir enteritis görülebilir. Enfeksiyon özellikle genç kedilerde görülür.Yetişkin kediler de belirti göze çarpmaz. Fakat atipik bir öksürük, solunum güçlüğü , sarılık ve leukopeni ile birlikte akut ateşli hastalık tablosu ortaya çıkmakta, yaşlı kedilerde ise şekillenen kronik tablo genellikle ishal, iştahsızlık, kusma, ataksi, göz bozuklukları şeklinde görülebilmektedir. Bağışıklık sistemi baskılanmamış insanlarda enfeksiyon gizli seyreder. Bazı olaylarda lenfadenopati, ateş, baş ağrısı, halsizlik, kas ağrısı, şok, encephalopati, choriorethinitis myocarditis, pneumoni veya hepatitis görülebilir. Genellikle semptomlar enfeksiyondan sonraki bir kaç hafta içerisinde ortaya çıkar ve belli bir süre sonra ortadan kalkar, ancak ender olarak lenfadenopati aylarca kalabilir. Enfeksiyondan sonra kalıcı bir bağışıklık şekillenir. Buna karşınbağışıklık sistemi baskılanmış insanlarda baş ağrısı, dikkat bozukluğu, kişilik değişiklikleri, dimağ bozukluğu, ataksi, kramp, dispnea, ishal ve görme bozuklukları görülebilir.

Toxoplasmosiste en fazla merak edilen konu kadınların gebelik dönemlerinde enfekte olmalarıdır.K adınlar ın gebelik esnasında enfeksiyonu alabilirler yada, vücutta mevcut olan enfeksiyonun bağışıklık sisteminin zayıflaması ile birlikte enfeksiyonun yenilenmesi sonucu etken fötusa bulaşabilmektedir. Gebeliğin ilk 3. ayında gerçekleşen enfeksiyonda, intrauterin bulaşma riski %25 kadardır ve ciddi tahribatla sonuçlanır; Müteakip dönemde enfeksiyon daha yüksek düzeye çıkabilir. Fakat annenin enfeksiyona karşı bağışıklık kazanması tahribatı azaltmaktadır. Gebeliğin ilk 3 aylık döneminde düşükler, ikinci üç aylık döneminde erken veya ölü doğum ve anomali, son üç aylık dönemde ise sağlıklı doğum, ancak erken bebek ölümleri ile karşılaşılabilir.

Toxoplasmosis'in tanısı genellikle serolojik yöntemlerle IgG ve IgM'lerin tanımlanması esasına dayanmaktadır. Bunun için yaygın olarak ELISA testi kullanılmaktadır.
Hastalıktan korunmak için etlerin çiğ veya az pişmiş olarak tüketilmemesi gerekir. Çiğ etle temastan sonra eller iyice yıkanmalıdır, sebzeler iyice yıkanmalı, kedilere et ve sakatat grubu yiyecekler çiğ olarak verilmemeli,evde kedi dışkıları günlük olarak uzaklaştırılmalıdır.Kadınlar hamile kalmadan önce toxoplasmosis testi yaptırmalı,çocuk park ve bahçelerindeki kum havuzlarına sokak kedilerinin girmeleri engellenmeli , hayvan yemlerinin bulunduğu yerlerde kedi bulundurulmamalı, hayvan yem ve sularına kedi dışkısı karışması engellenmelidir. Ayrıca evde bakılan hayvanların düzenli paraziter ilaçlamalarının yaptırılması gereklidir.

 

Sayfa Başı , Önceki Konu

 

ÖN ÇAPRAZ KOPUĞU OLAN WHW TERRİER KÖPEKTE MUAYENE VE TEŞHİS...

 

Sayfa Başı , Önceki Konu